
İtalya’ya ilk kez gittiğimde, Roma’nın dar sokaklarında dolaşırken burnuma yayılan o büyüleyici koku beni adeta hipnotize etmişti, bu koku beni küçük, sıcak bir aile restoranına sürükledi, içeride yaşlı bir teyze tezgâhta taze pişmiş lasagna– lazanya tepsisini fırından çıkarıyordu, üstü kızarmış peynirle kaplıydı ve sosun kokusu tüm mekânı dolduruyordu, o an dayanamadım, bir tabak sipariş ettim, ilk lokmamı aldığımda hayatımda yediğim en dengeli yemeği tattığımı hissettim, makarnanın yumuşaklığı, domatesin asidi, beşamelin kremamsı yapısı ve etin aroması mükemmel bir uyum içindeydi, her katında bir hikâye gizliydi, sanki yemeği yapan kişi sevgisini de katmanlara yerleştirmişti, o an içimden “bu yemek sadece karın doyurmuyor, insanı yaşatıyor” dedim, sonra düşündüm, bizim musakka da aslında lasagnaya benziyor, sadece makarna yerine patlıcan kullanıyoruz, İtalyanlar ve Türkler farklı milletler olabilir ama sofradaki sıcaklık aynı, bizde aileyi bir araya getiren yemek, onlarda da dostluğu ve keyfi yaşatan bir ritüel, lasagnanın her katında kültür, sabır ve tutku var, tıpkı bizim dolmamızdaki, mantımızdaki gibi, İtalyan mutfağı insana sade ama anlamlı yaşamı öğretiyor, her şeyin tadını çıkarmayı, acele etmemeyi, anı hissetmeyi anlatıyor, Roma sokaklarında yürürken düşündüm, “bu ülkenin yemeği bile huzurlu, insan burada yaşlanmak ister” dedim, o gün akşam kaldığım pansiyonda teyzenin verdiği tarifi defterime yazdım, ertesi sabah pazara gidip malzemeleri aldım, taze domates, soğan, sarımsak, kıyma, süt, tereyağı, un ve mozarella peyniri, eve döndüm ve mutfakta kendi lasagna , lazanya maceram başladı, önce domatesleri doğrayıp zeytinyağında kavurdum, içine ince kıyılmış soğan ve sarımsak ekledim, kokusu mutfağı sardı, ardından kıymayı ilave ettim, ağır ateşte pişirdim, sos koyulaşınca bir tutam fesleğen ve biraz tuz serptim, ayrı bir tencerede tereyağını eritip unla karıştırarak beşamel sos yaptım, sütü yavaş yavaş ekleyip karıştırdım, sos kremamsı hale geldiğinde altını kapattım, fırın kabına önce haşlanmış makarna tabakası serdim, üzerine etli domates sosu döktüm, sonra beşamel sos, ardından peynir serptim, bu işlemi kat kat tekrarladım, en üst kata bol mozarella ekledim, fırına koyduğumda tüm ev mis gibi koktu, o anda anladım ki lasagna bir yemekten fazlası, sabrın ve emeğin birleşimi, tıpkı bizim mantı gibi uğraştırır ama sonunda yüz güldürür, fırından çıkarınca üstü altın sarısıydı, kesince peynirin yavaşça akışı beni çocukluğuma götürdü, anne yemekleri gibi sıcak, samimi ve gerçekti, o an bir dilim değil, bir ülke yedim sanki, dışarıda yağmur çiseliyordu ama içimde yaz vardı, çünkü İtalya’nın yemekleri sadece mideye değil, ruha da hitap ediyor, insan bu sofralarda yalnızca yemek değil, mutluluk da buluyor, o gün düşündüm, “İtalya’da yaşamak, her gün böyle bir sofraya oturmak nasıl olurdu?” diye, Floransa’da, Napoli’de, ya da göl kıyısında küçük bir kasabada sabah kahvesiyle güne başlamak, öğlen taze makarna, akşam bir tabak lasagna, kulağa bir rüya gibi geliyordu, sonra anladım, bu sadece bir hayal değil, bir yaşam tarzıydı, İtalyanlar yavaş yaşar ama dolu dolu hisseder, her yemek bir anı, her ev bir hatıradır, işte bu yüzden İtalya’da bir ev sahibi olma fikri içimde büyümeye başladı, çünkü burada bir ev demek sadece duvar değil, bir yaşam felsefesi demekti, sabah balkonda espresso içmek, akşamüstü şarapla gün batımını izlemek, komşularla sohbet etmek, bunların hepsi lasagna gibi kat kat anlamlıydı, Türkiye’de çalışırken hep düzen ve plan aradım ama burada hayatın akışında güzellik var, lasagna yapmak da öyle, malzemeleri doğru sırayla koymazsan tadı kaçıyor ama sabırla yaparsan her lokma ödül gibi oluyor, tıpkı İtalya’da yaşamak gibi, sonunda kararımı verdim, bu ülkeye sadece gezmeye değil, yerleşmeye geleceğim, çünkü burada yediğin yemek bile seni hayata bağlıyor, o yüzden artık sadece tatmaya değil, İtalya’da bir ev satın almaya karar verdim, burada bir evim olursa her gün mutfakta lasagna yapar, hayatın lezzetini kat kat yaşarım, çünkü İtalya’da ev sahibi olmak bir yatırım değil, bir ruh hâli, bir yaşamın parçası, bir tabak lasagna gibi sabır, sevgi ve mutlulukla dolu, ve ben artık bu lezzetin bir parçası olmaya hazırım. italyadaevi.com
